Oha be bu kadarına da mı? EVET.

Yazar: blogsavar @ Ağustos 28, 2010 17:04


Bir daha?

EVET.

Bir daha?

EVET.

Bir daha?

EVET.

Oha be bu kadarına da mı? EVET.

EVET.

Yetmez aMa EVET

Yeter Artar bile aMa EVET

Bu kadarı Yeter aMa EVET

Bu kadarı da fazla aMa EVET
 
Fark etmez aMa EVET

Yemeyen Beyler buraya yollasın aMa EVET



 

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 3
Etiketler: evet,yetmez ama evet 

Kısaca; H A Y I R .

Yazar: blogsavar @ Ağustos 27, 2010 17:27

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 2
Etiketler: hayır 

· Deli sana soruyorum en fazla neye gıcık olursun?

Yazar: blogsavar @ Ağustos 23, 2010 14:07

 

·        Valla en fazla orantısız güç olayına gıcık olurum, güç derken de şunu diyorum; elinde sınırsız bir güç olması ve karşısındakinin elinde bu gücün yanında nerdeyse hiç güç olmaması

·        Biraz daha aç ve bir yere bağla

·        En keskin ve Del cesareti ile şunları söylüyorum, en büyük güç daha doğrusu manevi güç nedir?

·        Tabi ki Din gücü.

·        Tamam, işte, bu gücü kullanan ile sen ne yapabilirsin?

·        Hemen hemen hiçbir şey.

·        Aynen nerede ise hiçbir şey bu gücün karşısına ne Vatan sevgisi ne Vatanı kurtaran sevgisi, ne Cumhuriyet sevgisi ne de hiçbir maddi sorunları çözme iddiası konulamaz, yani; sen ne dersen de karşında bu gücü en azından daha fazla dillendiren var, senin mücadelen bu dünya sorunları ile ilgili olduğunda dolayı ve sen hiçbir zaman karşındaki kadar Din ile ilgili iddialı olamayacağına göre her türlü alanları kaybedersin varoşları da kaybedersin, merkeze inmiş varoş insanlarını da yanına alamazsın, işte bu yüzden karşındaki güç en azından Din gücünü kullanmayan harbi bu dünya ile ilgili güçler ile savaşan olmalı ki sen ağız tadı ile mücadeleni veresin. İşte bu yüzden karşındaki sana en demokratik dünyaları bile vaat etse buna elinin tersi ile HAYIR diyeceksin.

·        Bu işler benim meselem değil ben bu topa girmem diyenlere mi bu uzun cümlen?

·        Aynen öyle kardeşim bu topa girmezsen daha uzun süre girecek top bile bulamazsın, kendi sokaklarında kâğıda sarak içtiğin birayı bile gizli evlerde içer olursun ya da İran gibi madem ikisi de suç o zaman harbi uyuşturucuya dalalım dersin.

·        Misal; İRAN.

·        Aynen öyle “bu topa girmem” veya” en azından daha yeni bir şeyler var “ der EVET mührünü basarsın “ilerde tamamen değiştireceğiz” deyinler gerçekten tamamen değiştirdiğinde, anam anam ellerim kırılaydı da diye ağlarsın.

·        Fazla daldık bu topla da fazla oynanmaz hele bu sahada hiç oynanmaz bir şut attık arazi olalım.

 

  


--------------------------------------------------------------------------------

 

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 3
Etiketler: hayır,blogcu,deli yazar 

Deli Yazar ,"Medyada" Bunları Seçti

Yazar: blogsavar @ Ağustos 19, 2010 13:42

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 4
Etiketler: deli,medya 

Öğlen yemeği için iki saat çalışıyorlarmış

Yazar: blogsavar @ Ağustos 11, 2010 16:18

Öğlen yemeği için iki saat çalışıyorlarmış

 

Aslında yazma iş artık eskisi gibi beni heyecanlandırmıyor ve Deli yazar zaten konuşmuyor bile. Ne odluda yazmaya başladım? Bu aşırı sıcak ve nemli bir havada nerede e ise yağmur altında kalmış kedi gibi olmuşken otobüse bindim ter kokularının bu kadarda çeşitli ahenk içinde buharlaştığını düşünürken arkadan bir söz kafama çivi gibi girdi adam arkadaşına dalga geçer gibi” bizim orada öğlen yemeği yemek için dışarıdan gelenleri iki saat çalıştırıyorlar ve akşama kadar çalışırlarsa bir paket sigara ve akşam yemeği veriyorlar “ dedi. Bunu unutmamak için avucumun içine yazdım ki artık hafıza sorunu da yaşıyorum, ilk musluğu bulduğumda kafamı ve ellerimi yıkadım avucumdaki yazı”2 saat= öğlen yemeği” lafı silinmişti ama o düşük kapasiteli hafızam unutamamıştı.
 Buna ne diyeceğimi, ne yorum yazacağımı bilemiyorum, şu an içtiğim çay gırtlağımda düğümlendi, daha fazla yazıp da saçmalamaya yelken açmayayım.
 

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 5
Etiketler: öğlen yemeği için 

Temmuz Sonu Yazıları

Yazar: blogsavar @ Ağustos 2, 2010 23:48

Temmuz Sonu Yazıları


Palyaçoların sevimsiz ve iğrenç olduğu yer

Palyaçoların sevimsiz ve iğrenç olduğu yer

·         Gülelim mi yani sizin iğrenç salyalı, salak yüzünüze gülelim mi?

·         Eskiden İtalyan komikler vardı “ Yavru ile Kâtip “ çocuktuk ve çok gülerdik, çok sevimli can insanlardı.

·         İyi ki zamanında güzel şeyler varmış yoksa geriye bile bakmaz çeker giderdik

·         Palyaçoların sevimli ve komik olduğu yerlere

·         Ama çok sıktınız, sosyal sahnede olanlar alayınız artık çok sıktınız, birileri söylesin artık iğrençsiniz, hiçte komik değilsiniz.



Neden daha ileri gidemiyoruz?

Neden daha ileri gidemiyoruz?
•    Bu da nerden çıktı?
•    Bir yerden çıkmadı zaten bunu bir süredir düşünüyordum, hani bunu çevre baskısına ya da Oto sansüre
 falan bağlarız, sanki kendi içimizde çok ileri,
•    Çok derinlere kadar inebiliyormuşuz gibi!
•    Evet, sanki olayları kafamızda çözmüşüz de “toplum buna hazır değil”  hesabı açıkça konuşamıyoruz,
ya da yazamıyoruz gibi  
•    Tamam, her şey serbest değil anladık, anladıkta sen kendi içinde ne kadar derine inebiliyorsun?
•    Sınırın ne?
•    Zorla bakalım beynini yık bakalım tüm tabuları, düşününce bu hemen senin olmuyor korkma zart diye
senin günah defterine yazılamaz
•    Mesela yani durumu, mesela…
•    Bak sen bile duruyorsun!
•    Dururum tabi kardeşim ben farklıyım demiyorum ki, en baba yiğidi bile çıkınca TV ye içindekini
anlatmamak için bin dereden su getiriyor
•    Mesela?
•    Mesela; geçenlerde 12 Eylül konusunda TV de tartışmaların birinde “Solcu” biri idamları konuşurken
“bir bizden bir onlardan idam oluyordu
ve bana sıra gelince ben şans eseri davanın avukatlarının verdiği itiraz dilekçesi
( ya da başka hukuksal başka bir gerekçe vs ) nedeni ile başka bir solcu arkadaş asıldı “ diye konuşuyordu,
•    Şimdi bu ne anlama geliyor?
•    Ne anlama gelecek; var mı böyle bir şey cunta diyorsun ve sonra ortaya koyduğun gerekçeye bak!
Desene sen bunun da bir hesabı var, cunta sol örgütler arasında bile ayrım yapıyordu ve kendine daha az sorun
olacak örgütlerin tutsaklarını tercih ediyordu.
•    Şimdi bu harbiden bayağı ileri yorum!
•    Neyse bu sadece, belki de bir mesnetsiz bir örnekti, yani ne kadar ileri gidebiliyorsun? Ancak bu kadar,
daha fazlasına aslında kafa basmıyor, ya beyin yetersiz ya da yürek..
 


karalamalar,

karalamalar,


 

yazdığı yazıyı karalamak için ,yazdığından fazla uğraşanlar, bırak  öyle kalsın .

 


 

Gidelim diyoruz ses yok,

Giderim diyorum ses yok


Dersimizin Konusu; Köye yerleşen entel

Dersimizin Konusu; Köye yerleşen entel

KONU BAŞLIKLARI ;

 

  • Köye yerleşen entele misafir olmak
  • Köye yerleşen entelin kaçış planı
  • Köye yerleşen enteli anlamak
  • Köye yerleşen entel ile çobanın hesaplaşması
  • “hocam, hani oylarımız aynı olamaz diyordun, şimdi ne diyon”
  • Köye yerleşen entelin organik domatesi tanıtması
  • Köye yerleşen entelin köy kahvesinde pişpirik oynaması
  • Köye yerleşen entelin sütte kıla rastlaması
  • Köye yerleşen entelin imam ile soğuk savaşı
  • Köye yerleşen entelin ilkokul öğretmenine olan aşkı

  • Temmuz Sonu Yazıları,Blogcu

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 8
Etiketler: temmuz sonu yazıları,blogcu 

http://twitter.com/sokaklarda,Buraya da SaLLıyoruz...

Yazar: blogsavar @ Temmuz 21, 2010 13:16

http://twitter.com/sokaklarda,Buraya da SaLLıyoruz...


Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 16
Etiketler: tiwitter 

TeMMuZ YaZıLaRI ,2

Yazar: blogsavar @ Temmuz 17, 2010 16:34

TeMMuZ YaZıLaRI ,2


Dersimizin Konusu;Büyüyen şey !

KONU BAŞLIKLARI ;


Büyüyen şeyin kesin küçüleceği varsayımının doğrulanması


Büyüyen şeyin önünde durmanın tehlikesi


Büyüyen şeyin gideceği yeri tahmin etme yolları


Büyüyen şeyin ömrünü uzatma yolları

Büyüyen şeyin ömrünü kısaltma yolları


Büyüyen şeyin yandaşları

Büyüyen şeyin muhalifleri


Büyüyen şeyin yanında olmanın faydaları


Büyüyen şeyin küçüklüğünü bilmenin zararları
Büyüyen şeyin küçüklüğünü bilmenin faydaları



Şimdiden Diyelim; " 12 Eylül'de 2 HAYIR Birden"

Şimdiden Diyelim; " 12 Eylül'de 2 HAYIR Birden"



Yazılacaksa yazılacak, yaşanacaksa yaşanacak.

Yazılacaksa yazılacak, yaşanacaksa yaşanacak.
Yazılmayanlar yaşanacak.
Yaşananlar yazılmayacak.
Yazılanlarla yaşananlar arasında sıkışanlar her zaman olacak.
Kalemi eline alanlar kalemin ne kadar da güçsüz olduğunu anladıklarında yazmadıklarıdır esas olan.
Kalemin gücü çoğaldıkça yazdıklarının hakikiliği azalmaya başlar.
Kalem de dâhil güç kazanan her şey iktidar yoluna girer, iktidar kalem de olsa çürümeye başlar.
Ufaktan her zaman ufaktan büyüyen her şeyin nereye varacağını iplemesen sorun yok ama her yazılanında bir şeye merhem olacak diye bir durum da yok.
Yazıya başlamadan önce kafanda hiçbir yazı konusu bile yokken yazmaya başladığında çıkanlara kendin bile şaşırmaya başladıysan, hiç sallama yazmaya devam et.



Benim artık bu limanda işim olmaz deyip gitmeli,

Konulara Devam.


Benim artık bu limanda işim olmaz deyip gitmeli, olmayanlara gitmeli
Dolanmalı Şehirde dolanmalı


İnsanı o mekândan soğutan tipler, insanı o sokaktan soğutan tipler

İnsanı insandan soğutan tipler.


Yarın buraya gelmemeli deyip de yine oraya gelmek zorunda kalmak


Daha ne kadar aşağılanabilirim ki deyip de o an daha aşağılık duruma düşmek


Saat üç güneş beynimizi delmesin deyip de olduğun yere çakılıp kalmak


Konular,blogcu



Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 14
Etiketler: temmuz yazıları blogcu 

TeMMuZ YaZıLaRI ,2

Yazar: blogsavar @ Temmuz 17, 2010 16:32

TeMMuZ YaZıLaRI ,2


Dersimizin Konusu;Büyüyen şey !

KONU BAŞLIKLARI ;


Büyüyen şeyin kesin küçüleceği varsayımının doğrulanması


Büyüyen şeyin önünde durmanın tehlikesi


Büyüyen şeyin gideceği yeri tahmin etme yolları


Büyüyen şeyin ömrünü uzatma yolları

Büyüyen şeyin ömrünü kısaltma yolları


Büyüyen şeyin yandaşları

Büyüyen şeyin muhalifleri


Büyüyen şeyin yanında olmanın faydaları


Büyüyen şeyin küçüklüğünü bilmenin zararları
Büyüyen şeyin küçüklüğünü bilmenin faydaları



Şimdiden Diyelim; " 12 Eylül'de 2 HAYIR Birden"

Şimdiden Diyelim; " 12 Eylül'de 2 HAYIR Birden"



Yazılacaksa yazılacak, yaşanacaksa yaşanacak.

Yazılacaksa yazılacak, yaşanacaksa yaşanacak.
Yazılmayanlar yaşanacak.
Yaşananlar yazılmayacak.
Yazılanlarla yaşananlar arasında sıkışanlar her zaman olacak.
Kalemi eline alanlar kalemin ne kadar da güçsüz olduğunu anladıklarında yazmadıklarıdır esas olan.
Kalemin gücü çoğaldıkça yazdıklarının hakikiliği azalmaya başlar.
Kalem de dâhil güç kazanan her şey iktidar yoluna girer, iktidar kalem de olsa çürümeye başlar.
Ufaktan her zaman ufaktan büyüyen her şeyin nereye varacağını iplemesen sorun yok ama her yazılanında bir şeye merhem olacak diye bir durum da yok.
Yazıya başlamadan önce kafanda hiçbir yazı konusu bile yokken yazmaya başladığında çıkanlara kendin bile şaşırmaya başladıysan, hiç sallama yazmaya devam et.



Benim artık bu limanda işim olmaz deyip gitmeli,

Konulara Devam.


Benim artık bu limanda işim olmaz deyip gitmeli, olmayanlara gitmeli
Dolanmalı Şehirde dolanmalı


İnsanı o mekândan soğutan tipler, insanı o sokaktan soğutan tipler

İnsanı insandan soğutan tipler.


Yarın buraya gelmemeli deyip de yine oraya gelmek zorunda kalmak


Daha ne kadar aşağılanabilirim ki deyip de o an daha aşağılık duruma düşmek


Saat üç güneş beynimizi delmesin deyip de olduğun yere çakılıp kalmak


Konular,blogcu



Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 11
Etiketler: temmuz yazıları blogcu 

TeMMuZ YaZıLaRI ,1

Yazar: blogsavar @ Temmuz 13, 2010 11:22

TeMMuZ YaZıLaRI ,1

Kenarda kalmışların hikâyesine başlama denemesi

Kenarda kalmışların hikâyesine başlama denemesi ( Başarısız bir deneme.)

--- Bu hikâye bizi mi anlatacak?

--- Aslında bu hikâye zor bir hikâye!

--- Nasıl?

--- Kenarda kalmış diyorsun, bu konu içinde; kenara itilmişler, kenara atılmışlar, kenarda kalanlar, kenara gidenler, kenarı sevenler gibi dolu kategori var ve bunlarda aralarında tonla ayrı rengi barındırıyor

--- Ağır konuya mı giriyoruz

--- Kenarda olmayı kabul etmeyenler var

--- Bir de kenarı merkez yapma çalışmaları var

--- Kenarda duranlar bir süre sonra kendi dar alanlarının kenarlarını oluşturup kendi kenarlarını yaratıyorlar, kendileri de küçük birer merkez oluyorlar

--- yani merkez kaç kuvveti tersine işliyor merkeze kaç kuvveti oluyor

--- Varoşların muhtar adayı Remzi Dayı muhabbeti

--- Ders vermeyi kes, hikâyene başla

--- Kronik kenar adamını zorlama hikâye uzun iş

--- Başarısız bir deneme diyoruz

--- Başarı bize uzak olsun.


Kenarda kalmışlar, kenara itilmişler, kenara atılmışlar, kenarda kalanlar



EL HaReKeTLeRi

EL HaReKeTLeRi


EL HaReKeTLeRi,blogcu



Gömlek cebinde tükenmez kalem taşıyanlar

Gömlek cebinde tükenmez kalem taşıyanlar

--- Haybeden bir konu işte, devam et gitsin, kimdir bu gömlek cebinde tükenmez kalem taşıyanlar

--- Bizim marangoz İbo, bu yazın sıcağında bile kısa kolu gömlek giyer üç tükenmez, bir de kırmızı kurşun kalem her zaman gömlek cebinde bulunur

--- Tükenmez kalem de her zaman akar ve gömleğini çıkarır altta kolsuz atlet amele yanığı kıllı kolları ile musluğun altında toz deterjanla ve bol küfürle leke çıkarma savaşı verir

---- Eski tip tüccarlarda aynı şekildir ve bunlar her zaman kalemlerini çok severler, arkadaşlarının ilk daldığı yerde gömlek cebidir

--- Haybeden konu dedik kapat demedik mi, kapat


Gömlek cebinde tükenmez kalem taşıyanlar ,blogcu



Konular;

Konular;

Kategorisiz | Yorumlar(0)
Bakış sayısı: 12
Etiketler: temmuz yazıları blogcu 

  Tüm yazılar: 186    Sonraki Sayfa »